24 Mart 2011 Perşembe

YELEK


 




      
 Şiş ie tığ işinin birleşmesinden oluşan spor bir yelek, bence çok şık oldu

15 Mart 2011 Salı

ÇİÇEK KOKULU SABUNLARIM


Bu tekniği ilk olarak  arkadaşım sevgili Tülin in blogunda görmüştüm çok hoşuma gitmişti hemen malzemelerimi hazırlayıp kolları sıvadım arkadaşıma teşekkür ediyorum

8 Mart 2011 Salı

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasını bulur. ABD'nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800'lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. Ama bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, 8 Mart 1908 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. Greve giden kadınlar fabrika binasına kilitlenirler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulmayı başarır Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.


Aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Kadınların yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlendirmenin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır. Dünya Kadınlar Gününde bugün de ilk başlarda yapıldığı gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için çalışılıyor.


TÜRKİYE'DE 8 MART KADINLAR GÜNÜ

İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.

Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu

3 Mart 2011 Perşembe

2 Mart 2011 Çarşamba

Arkadaşlar "dava açıyoruz" herkes bunu okusun, lütfen sayfasında paylaşsın

02 Mart 2011 Çarşamba arkadaşlar bu yazı hobibox yani arkadaşımız Afetten alınmıştır lütfen uğrayıp yorumunuzu oraya imza olarak bırakın yorum yazacağınız sayfa burada umarım başarılı oluruz ve bloglarımızı geri kazanırız. Arkadaşlar biliyorsunuz iki gündür herkes bu yasakla yatıp kalkıyor. Bildiğimiz gibi bu sorunlar daha öncede yaşanmış, ve bundan sonrada yaşanacak. Tabi bizler bir şeyler yapmazsak. Ne yazık ki, Ülkemizde ki hukuk süreci her ne kadar "Adalate güvenimiz tam" ışığında ilerlese de maalesef, insiyatifler güçlerin ve orantısız güçlerin elinde olduğu sürece haklı ve haksız durumlar ortaya çıkabiliyor. Bizim elbet Adalete ve mahkemelere güvenimiz sonsuz, kararlara saygımız ivedidir. Ancak şu anda yaşadığımız sorunu haksızlığı, sineye çekip, kabul etmemiz kabul edilir durum değildir. Milyonlarca insanın mağduriyeti söz konusudur. Burada asıl olanda illa bloglarda paylaşmamız, konuşmamız değil, aslolan, emeğin, hakkın ve en önemlisi özgürlüğün çiğnenmesi ve yok edilmeye çalışılmasıdır. Digitürk veya başka bir kurum elbet davalarında haklı olabilirler, bunun için sonuna kadar onların yanındayız. Ancak yapılan eylem ve düşünülen niyet çok acıdır. Yani "biz bu kişiyi/kişileri engelleriz ama bu şekilde daha başkaları çıkacak, onları da şimdiden emsal olması açısından, toptan kapattıralım" düşüncesi son derece zalimce bir haksızlıktır. Yoksa kimse "blog olmadan yaşayamam" derdinde değil, bizler bir şekilde birbirimizi bulur, düşüncelerimizi bir şekilde paylaşır, el emeği göz nuru çalışmaları, değer bulacak başka bir platformda sunarız. Bu yüzden, artık diken üstünde olan bizlerin, her üç dört ayda bir, aman kapandı aman kapatılacak aman engellendi korkusuyla, yaşamak istemiyoruz. İstiyoruz ki, suçlu her kimse "sadece o" çeksin, hata yapan cezalandırılsın. Onun için, bizde Diyarbakır 5.Asliye Ceza Mahkemesine itiraz ve emsal olması amaçlı dava açıcaz. Yani istiyoruz ki, çıkacak kararla, artık, sadece bireysel suçlular ceza alıcak, "bu karara göre, bütün yayın sahiplerini kapatamayız" diyebilmeli bu adalet. İşte bu yüzden, benim nezdimde yazılacak olan bu itiraz dilekçesine ek olarak, diğer mağdurların, yani sizlerin düşüncelerinizi, tepkilerinizi belirten "yorumlar" çok önemli. Bunlar yazıcıya dökülerek, ek belge olarak dosyaya ilave edilecektir. Bunda çekinecek, korkulacak hiç bir şey yok, sadece hak aramak hakkımıza sahip çıkmak için bunu yapıcaz, yoksa amacımız adalete engel olmak değil, adaleti sağlanmasına destek olmaktır. Bu konuda bize öncü olacak, bu işi üstlenecek arkadaşımız, daha önceden desitesini duyurduğum, İzmirli Avukat Sayın Tülay Pordoğan Oral 'dır. Kendisiyle uzunca bir görüşmemiz sonucunda, davamızda haklı olduğumuzu, bir hukukçu olarak böyle bir kararın haksız olduğunu dile getirip, kendisinin de elinden gelen herşeyi hukuki çerçeveler içinde yasal ve doğru bir yol izleyerek, bizlere yardım edeceğini açıkladı. Bu amaçta yapılan çok büyük tepkiler ve destekler var, ama ne yazıkki facebook taki beğenilen gruplar, resmi içeriği kabul olmuyor, bu toplumsal dayanışma için çok güzel, ama yazılı olabilecek, tepki ve belge için bunu gerekli buluyoruz. Hukuki anlamda elimizde belge olmalı, yoksa bir bölünme yaşamak amaç değil. Kimsede bireysel kahramanlık ve reklam peşinde değil. ŞİMDİ YAPMAMIZ GEREKEN, BİR ÖNCEKİ YAZIMA "YORUM" OLARAK MUTLAKA TEPKİNİZİ DÜŞÜNCENİZİ BELİRTMEK. LÜTFEN BUNU MÜMKÜN OLDUĞU KADAR ANLAYIN, ANLATIN, PAYLAŞIN. ÇOĞUNLUĞUN SESİ HER ZAMAN "AKLIN YOLUNA" GÖTÜRÜR. tEKRAR BELİRTİYORUZ, AMACIMIZ ADALETE ENGEL OLMAK DEĞİL, ADALETİ SAĞLANMASINA YARDIMCI OLMAKTIR. BU YAZI VE DÜŞÜNCE SAHİPLERİ, KESİNLİKLE HİÇ BİR KURUMA/KURUMLARA KARŞI DEĞİL BİLAKİS, SUÇU İŞLEYENLERİN KARŞISINDADIR. ANCAK, BİZLERDE MAĞDUR OLDUĞUMUZU BELİRTEREK HAKKIMIZI ARAMAK İSTİYORUZ. Daha ilk günden 100 imzaya, ulaşıyoruz, amaç üç günde binleri aşmak, haydi gayret
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...